Anasayfa » Haberler » Yetenek ve Kariyer Blogu Röportajı: Türkiye’nin ilk İşveren Markası Uzmanı

Yetenek ve Kariyer Blogu Röportajı: Türkiye’nin ilk İşveren Markası Uzmanı

Cengiz Çatalkaya’nın insan kaynakları blogu olan yetenekvekariyer.com’da 27 Ağustos 2013’te aşağıda yer alan ve büyük ses getiren röportajım yayımlandı. Çağın İnsan Kaynakları’nda da paylaşmak istedim. Cengiz Bey’in benimle ilgili düşünceleri ve yorumları için de ayrıca teşekkür etmek isterim.

Keyifli okumalar dilerim… 

 

Aydan Çağ, pırıl pırıl ve yetenekli bir Y kuşağı İK’cı. Onu ilk olarak bloğu ile tanımıştım. Sonrasında bir İK kongresinde yüz yüze tanışma fırsatımız oldu. O sırada sevgili İpek Aral Kişioğlu ile birlikte bir projede çalışıyordu. Aydan’da göze çarpan ilk şey pozitif enerjisi, öğrenme isteği ve gülümsemesi olmuştu. Bir kaç yıl içinde Aydan, Türkiye’de İK adına bir ilke imza attı ve Türkiye’nin ilk İşveren Markası Uzmanı oldu.  Aydan’la işveren markası üzerine röportaj şeklinde bir blog yazısı hazırladık. Ben sordum o yanıtladı ve ortaya İşveren Markası ve İk adına önemli bir blog yazısı çıktı.

 

Aydan Çağ kimdir?

Mart 1986 Adana doğumluyum. Mart ayının uğuruna her zaman inandım ve hayatımda yeni projeler, güzel haberler, önemli değişimler hep mart ayında benimle buluşmuştur. İşletme lisansımı ve yönetim ve organizasyon yüksek lisansımı yüksek onur öğrencisi ile Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde tamamladım ayrıca lisans eğitimim devam ederken ikinci üniversite olarak Anadolu Üniversitesi’nde halkla ilişkiler bölümünü bitirdim. Afyon’da Aras Kargo’da İnsan Kaynakları Yönetmen Yardımcı pozisyonunda çalışmaya başladım. Fakat benim aradığım İK İstanbul’da idi ve sonrasında İK aşkıyla 2011 Mart ayında İstanbul’a ani karar vererek taşındım.

Taşındıktan iki gün sonra Yeniinsan İnsan Kaynakları’nda Seçme ve Yerleştirme Uzmanı olarak başladım. Altı ay çalıştıktan sonra İpek Aral Kişioğlu ile birlikte İETT Performans Gelişim Sistemi Projesi’nde çalışma imkânı yakaladım. 2012 Mart ayı itibariyle de Nef’te çalışma hayatım başladı. Araştırmayı çok seven, meraklı, kişisel ve mesleki gelişimine önem veren, bilginin daha ilerisini öğrenmek isteyen, hep bir konuda eksikliğimi tamamlamak için çalışan biri olduğumu söyleyebilirim.

 

Üniversitede neler yaptın? O zamandan iş hayatı ile ilgili miydin?

Üniversitede farkındalığı olan biriydim. Aslında kendimi de üniversitede keşfettiğimi de söyleyebilirim. Birinci sınıf itibariyle aktif olarak birden çok kulüpte yer alıyor ve kimisinde yönetiminde yer alıyordum ve seminerlere, eğitimlere, sosyal sorumluluk projelerine ve hobilerime de zaman ayırıyordum. Kulüp yönetiminde birçok profesyoneli konuşmacı olarak davet ettiğimiz için iş hayatını da gözlemlemeye başlamıştım. Açıkçası üniversitede beni her yerde görmek mümkündü. Üniversite hayatımda hem çok eğlendim hem de kendime ve çevremdekilere katma değer sağlamak için çaba gösterdim. Birinci sınıfın yazı itibariyle de yazları staj yapmaya başladım ve neyi isteyip neyi istemediğimi anlamamda stajlarımın oldukça yararı olduğunu söyleyebilirim.

Ne zaman İK’cı olmaya karar verdin?

Üniversiteye başladığımda akademik kariyer bana daha sıcak geliyordu. Üniversite ikinci sınıfta almış olduğum İnsan Kaynakları dersi ile bu alan da yakın gelmeye başladı. Yapmış olduğum stajlarla da bu alanın beni daha mutlu edeceğine karar verdim. Son sınıfa geldiğimde yaptığım bir araştırma sayesinde hem İK’cı olup hem de vakıf üniversitelerinde rahatlıkla ders verebileceğim bilgisine ulaşınca İK’cı olma fikrinin beni daha da heyecanlandırdığını söyleyebilirim. Anlatmayı, öğrenmeyi ve öğretmeyi, araştırmayı çok sevdiğim için ikinci hayalimden de vazgeçmedim.

Şu anki görevin nedir?

İşveren Markası Uzmanı olarak çalışıyorum. Ana sorumluluklarım arasında işveren markası, seçme ve yerleştirme, takdir ve ödüllendirme yer alıyor. Bu görev kapsamında aslında İK’nın tüm süreçlerinde İşveren Markası kimliğimle dâhil oluyorum. Bununla birlikte yeni yeteneklerin kuruma kazandırılması, mevcut çalışanların bağlılığının ve memnuniyetinin arttırılması, bünyemizden ayrılan çalışanlarla iletişimin devam etmesi ve mutlu bir çalışma ortamına sahip olunması adına çalışmalar gerçekleştiriyorum.  Dolayısıyla kurumumum İşveren Markası kimliğinin gerekliliklerini ve ihtiyaçlarını tespit ederek, bunlara ilişkin düzenleme ve değişiklikleri gerçekleştiriyorum. İşveren Markası ile ilgili yurt içi ve yurt dışı kaynakların araştırılması ve önerilerin geliştirilmesinden, kurum içi departmanlar ve kişisel iletişimin geliştirilmesi için faaliyet planlamasından ve yürütülmesinden ve çalışanların yönünden danışman kimliğinin algılanmasına yönelik çalışmalardan genel olarak sorumluyum.

 

İşveren Markası kavramını ilk ne zaman ve nereden duydun?

Bu kavramı 2011 yılının mart ayında İpek Arak Kişioğlu’nun Genç İK ekibine yapmış olduğu sunum sayesinde öğrendim ve o an itibariyle sosyal medya ve işveren markası ile ilgili konuları araştırmaya başladım.

 

İşveren markası ile mutluluk müdürü aynı işi mi yapar? Farkları nelerdir?

İşveren Markası ile şirket içerisinde etkinlikler, keyifli organizasyonlar ve sadece mevcut çalışanlara yönelik bir çalışma gerçekleştirseydi aynı işi yaptığını söyleyebilirdim. Ama İşveren Markası bunu da içerisinde alan henüz kurumla yolları hiç kesişmemiş kişileri, potansiyelleri, mevcut çalışanları ve kurumdan ayrılan çalışanları da dâhil ettiği bir süreci yönetiyor. İK’nın tüm fonksiyonlarını İşveren Markası kimliği ile ele alıyor, değerlendiriyor. Çalışanlara atılan mailler, ücret ve yan haklar, oryantasyon, eğitim, geri bildirim görüşmeleri, tasarımlar, çalışan memnuniyeti ve bağlılığı, çalışma ortamı, iç iletişim, kariyer yönetimi vb. birçok alanda İşveren Markası bakış açısı yer alıyor.

Şirketinde yaptığın uygulamalardan örnekler verir misin?

İşveren Markası anlamında çok fazla uygulamamızın olduğunu söyleyebilirim çünkü bütün İK uygulamalarımız işveren markamızın içerisinde değerlendiriliyor.

           

  • Seçme ve yerleştirmede olumsuz geçen görüşmelerin ardından yazılı bildirimler ve evlerine gönderilen hediyelerimiz olurken; olumlu geçen görüşmeler sonrasında da adaylar kendilerine sunulan ve özel olarak tasarlanmış olan Aramıza Hoş Geldin Kiti ile Nef’te kariyerine başlıyor. Ayrıca işe başladıktan sonra Nef’li işe alım ve oryantasyon sürecini değerlendirdiği bir uygulamamız da söz konusu.
  • Nef Alumni ile eski Nef çalışanları ile iletişimi koparmıyoruz. Aileden ayrılmış Nef’lilerin iletişimini güçlü tutmak ve Nef Ailesi’nde yaşanan yenilikleri, değişiklikleri, mutlulukları ve haberleri paylaşmaya devam ediyor ve düzenlenen etkinliklere de davet ediyoruz.
  • İşveren Markası Komitesi ile İşveren Markası’nın, Nef’lilere benzersiz deneyimler yaşatması, Nef’in daha yenilikçi bir  kültüre sahip olması adına araştırmalar yapıyor ve öneriler geliştiriyoruz.
  • Bununla birlikte aylık olarak sürpriz etkinliklerimiz ve ikramlarımız olabiliyor.
  • Mutluluk Piyangosu ile haftalık çalışanlarımızın karşısına onlara özel sürprizlerle çıkıyoruz.
  • Bunlar dışında sürekli çalışanın yöneticisine, yöneticisinin de çalışana geri bildirimde bulunduğu aylık toplantılar, birçok farklı kategori içeren takdir ve ödüllendirme sistemi,  genel olarak çok farklı kanallardan çalışanlarımızdan geri bildirim topluyoruz, özel günlerin kutlanması, tasarım mailingleri formlar ve bültenler uygulamalarımızdan sadece birkaçı…

Bu uygulamaları tek başına mı geliştiriyorsun? Bir ekibin veya çalıştığın bir kreatif ajans var mı?

İşveren Markası Uzmanı olarak çalıştığım kurumda süreçten ben sorumluyum. Bununla birlikte İnsan Kaynaklarından Sorumlu Yönetim Kurulu Üyemiz, İnsan Kaynakları Müdürümüz ve ajansımızla Nef İşveren Markası sürecinde beraber çalışıyoruz.

 

Y kuşağı için çalışan bağlılığını sağlamanın yolları nelerdir?

Y kuşağının bağlılığını sadece ücretle sağlayamayız. İşini anlamlı bulmasını sağlamak ve kurum içerisindeki rolünün açıkça anlatılması, takdir edilmesi, eğitim ve gelişim imkânına sahip olmaları, iş-yaşam dengesinin sağlanması, esnek çalışma modelleri, esnek yan haklar, keyif alarak çalışması ve sürekli geri bildirim alması bağlılığını olumlu yönde etkilemektedir.

İşveren markası İK’yı değiştirecek mi? Değiştirecekse bu nasıl olacak?

İşveren markası yeteneklere ulaşmak, onları elden kaçırmamak hatta kaçanlarla da iyi bir iletişimi devam ettirmek adına önemli adımlar sağlıyor. Her kurumun iyi ya da kötü algılanabilecek bir işveren markası bulunmaktadır. İyi bir işveren markası algısına sahip olmak için güçlü İK uygulamalarını ve buna ek olarak çalışan odaklı bir yaklaşıma ihtiyaç bulunmakta.

 Bir gün İnsan kaynakları, İşveren Markası departmanına bağlı olur mu?

Şu an Nef’te de konuştuğumuz bir konu aslında ve bunun çalışmasını yapmaya başladığımızı da ilk buradan söyleyebilirim. Türkiye’de henüz örneği yok ve yine Nef bir ilki gerçekleştirmiş olacak.

Pazarlama ile işveren markası arasında nasıl bir bağlantı var?

İşveren Markası aslında insan kaynaklarının pazarlamasıdır. Pazarlamanın bileşenleri ile işveren markasının bileşenlerinin ortak olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla pazarlama faaliyetlerini kullanılarak kurumlar işveren markalarını oluşturuyor. Nef’te de işveren markası ile attığımız adımlarda pazarlama bölümünün de kimi zaman desteğini alıyoruz ve ortak projeler üretebiliyoruz. Nasıl ki pazarlamanın değer önermeleri varsa aynı şekilde işveren markamızın da değer önermelerini hazırlıyoruz. Tek farkımız pazarlama dış müşterilerle, İşveren Markası iç müşterilerle ilgili faaliyetleri gerçekleştiriyor.  Hangi hedef kitleyi tercih ettiğiniz, hangi yollarla o hedef kitleye nasıl ulaşacağınız, hedef kitlenin beklentilerinin analizi ve o beklentilere ilişkin aksiyon alınması süreci tıpkı pazarlamada olduğu gibi analiz edilir. Bir pazarlamacı mantığı ile işveren markasında çalıştığımızı da rahatlıkla söyleyebilirim.

 İyi bir işveren markası uzmanında olması gereken özellikler nelerdir?

  • Sosyal medyanın içerisinde aktif yer alması
  • Araştırmacı
  • İnsan Kaynakları dışında pazarlama, reklam, iletişim dalıyla da ilgili bilgi sahibi olması
  • Yaratıcı, yenilikçi ve proaktif
  • Çok yönlü olması
  • İK gönüllüsü benim tabirimle İK aşığı olması
  • İnsan odaklılık
  • Trendleri takip eden
  • Teknolojiye hâkim

 İşinin zor tarafı nedir? Bu işi yaparken hiç hayal kırıklığına uğradığın oldu mu?

Hiç hayal kırıklığına uğramadığımı rahatlıkla söyleyebilirim. Türkiye’de insan kaynakları bile henüz tam olarak oturmamış iken işveren markasını oturtmamak zaman alacaktır. Sabırlı olmak ve kimi zaman da kulakları tıkayıp devam etmek gerekiyor.

Türkiye’deki şirketler işveren markası uygulamalarına ne kadar hazır?

Türkiye’deki şirketlerin büyük çoğunluğu maalesef hazır değil. İnsan kaynaklarının gerekliliği 2013 yılında bile hala sorgulanırken, bir yeteneğin kaybının maliyeti bilinmezken işveren markası çok havada kalacaktır. Bunların yanında işveren markası adına çok güzel çalışmalar yapan firmaları da atlamak istemem. Sadece moda diye bu sürece dâhil olan etkinlikler düzenlemekten öteye gidemeyen şirketleri de gözden kaçırmamak lazım.

Türkiye’de işveren markası bölümü olan kaç şirket var?

Henüz bir departman olarak konumlanamadı. İnsan kaynaklarında, pazarlamada ya da kurumsal iletişimde çalışanlar tarafından ağırlıklı olarak işveren markası çalışmaları sürdürülüyor. Schneider Electric ve Garanti Bankası’nda İşe Alım ve İşveren Marka Müdürü pozisyonu yer alıyor. Ama İşveren Markası Uzmanı olarak Türkiye’de çalışan ilk kişiyim.

Blog yazmak senin için ne anlama geliyor?

Aslında çok az kişinin bildiği bir şeyi de burada paylaşmak isterim. 2007 yılında ilk blog yazmaya başladım ve günlük tadında 1,5 yıl yazdıktan sonra blogu sildim. Sonrasında İpek Aral Kişioğlu ile sosyal medya üzerinden tanıştım ve bana ilk önerdiği şey blog yazmaktı. 2010 yılından beri İK blogu yazıyorum.

İlk yazmaya başladığımda kişisel gelişimime odaklandım. Yazmak için okuyor, araştırıyor ve paylaşıyordum. Bu beni oldukça da tatmin ediyordu. Açıkça söylemek gerekirse pek takipçim de yoktu zamanla benim bile hayal edemeyeceğim takipçilerim, okuyucularım oldu. Bu defa da daha kaliteli içerikler üretmeye ve onlarla iletişim kurmaya başladım. Bana iş kapılarını açtı, zirvelere, eğitimlere davet ettirdi, İK alanında tanınmamı sağladı.  Ama en önemlisi blog yazmak benim için üretmek ve paylaşmak sonrasında da meyvelerini yemektir.

Peki senin bir kariyer planın var mı?

İşveren Markası Yönetimi’nde etkin bir lider ve eğitmen olma hedefi ile ilerliyorum. Bunun için de orta ve uzun vadeli hedeflerimi belirledim.

Bir gün aslında neler yapmak istersin? Hayallerin nelerdir?

O kadar çok hayalim var ki… En çok istediğim de Türkiye turu ile başlayıp Dünyayı gezmek, yepyeni insanlarla ve kültürlerle tanışmak, hiç görmediğim yerleri keşfetmek… Bir de her ne iş yaparsam yapayım insanlara, topluma iz bırakmak ve faydalı olmak gayesi içerisindeyim. Bu yüzden de eğitimle ilgili sosyal sorumluluk projeleri hayata geçirmek istiyorum.

İşveren markası konusunda çalışmak isteyen kişilere önerilerin nelerdir?

İnsan Kaynaklarını bir adım daha ileriye götürmeyi hedefliyorlarsa ve buna inanıyorlarsa çalışmaya hemen başlasınlar.

İşveren markası konusunda önereceğin kitap tavsiyeleri nelerdir?


İnsan Kaynaklarının bile tam anlaşılamadığı bir ülkede İşveren Markası’na başlamak ve böyle bir pozisyon oluşturmak cesaret ve vizyon isteyen bir şey. Bunun için Aydan’ı ve şirketi Nef i tebrik ediyor, diğer şirketlere de örnek olmasını umuyorum. Aydan’a da bu keyifli röportaj için teşekkür ediyor, kariyerinde başarılar diliyorum 🙂

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Yorum yaz

E-mail adresiniz hiç kimse ile paylaşılmayacaktır. Yıldızlı alanları doldurun. *

*

Scroll To Top
Önceki yazıyı okuyun:
İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Koleji Projesi

    İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen ve İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) tarafından finansal destek sağlanan "İBB Kent Koleji Projesi"...

Kapat