Anasayfa » Konuk Yazarlar » Rinsanları Anlayabilir Misin?

Rinsanları Anlayabilir Misin?

Konuk yazarlar kısmında bu kez sizlere Mert Kuyumcu’nun yazısını paylaşıyor olacağım. Öncelikle Mert Kuyumcu’yu tanıyalım sonrasında da sizleri yazısıyla baş başa bırakıyorum.

Birkaç kuşak İstanbullu olan Mert Kuyumcu, 18 yaşında üniversiteyi okumak için Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gider ve aslında her şey o zaman başlar. Öncesinde profesyonel basketbolcu olan Mert, Yavru Vatan’a geldiğinde tam bir “iş kolik” olur. AIESEC ile tanıştığı andan itibaren bambaşka hayat görüşü olan toplam 55 insanı yönetir ve arkasından Rusya’da staj yapar, Rusya’da staj yaparken blog açar ve hâlen daha aynı bloga yazılar yazmaktadır. Üniversite öğrencisi olmasına rağmen bir futbol kulübünde 19 yaşaltı takımının yöneticilik görevini üstlenir. Takımı ilk senesinde şampiyon yapar. Kariyerine global bir firmada devam etmek istediğine karar verdiğinde, Vodafone’dan teklif gelir ve Gençlik Segmenti Proje Liderliği’nden sonra Pazarlama Proje Uzmanlığı görevine atanır. Vodafone’daki işi ile birlikte geçtiğimiz yıl futbol hakemliği ve tirajı ülke genelinde en yüksek olan spor dergisinde köşe yazarlığı yapmaya başlar.

Rinsanları Anlayabilir Misin?

Bizden sonraki nesiller hiç kuşkusuz içinde olduğumuz dönemi dijitalleşmenin başladığı dönem olarak anlatacaklar. Artık yeni bir çağda olduğumuz aşikâr ve ismi de “Dijital Çağ”. Bir başka ismi daha var, “Sibernasyon Çağı”.

İlki her türlü unsuru “dijitlere” dönüştürmemizi anlatıyor. Diğeri de insanoğlu olarak artık birlikte yaşayacağımız, paylaşacağımız, eğleneceğimiz, duygulanacağımız hatta rekabet edeceğimiz ve savaşacağımız “rinsanlarla” -ben öyle diyorum- yaşamı sembolize ediyor…

Rinsanlarla yaşamaya başladığımız, dijitalleşen Sibernasyon Çağı’nın olası sorun ya da kolaylıkları diye gördüklerimiz; daha bir filmin fragmanı bile sayılmayacak kadar özeti ve yüzeysel hâli. Şu anda yaşadıklarımız sadece bundan sonra olabilecekler için egzersiz, alışma alanı. Çoğu zaman insanı ürküten ve kaygılandıran bir öngösterim gibi adeta.

Bu yeni dünya, sosyal medya, en büyük direnci değişik denklemler yüzünden geleneksel medya diye bildiğimiz gazete temelli kanaldan görüyor. Oysa insanlar aynı, iletişim aynı. Sadece şekil değişiyor. Yapılması gereken de bu şekil değişikliğine ayak uydurmak, daha şeffaf, halka açık, erişilebilir, esnek ve demokratik olan bu kabın şeklini almak. İşte bu noktada çevremizin “bizler” gibi ürkmeden hareket etmesi ve yetişmesi lazım. Oluşan muazzam bilgi akışına kendimizi açamazsak, eski erişim kıtlığımıza geri döneriz.

İster kamuda olsun, ister özel sektörde; bir yöneticinin “Sosyal Medya Takibi” adı verilen operasyon ile kendisi hakkında kim, nerede, ne konuşuyor hepsini bilmesi ve ona göre hareket etmesi gerekiyor. Çünkü bu platformda kimse zorlanarak konuşmuyor ve yapmacık davranmaları için hiçbir neden yok. Samimi görüşlerini, memnuniyetlerini ve sıkıntılarını dile getiriyorlar. Hizmetin, ürünün, iletişimin iyileşmesi için insanların ne söylediğini duymak ve ona hitap etmek gerekli. Önce dinleme, sonra konuşma dönemi başladı.

Mert Kuyumcu

http://mertkuyumcu.blogspot.com/

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Yorum yaz

E-mail adresiniz hiç kimse ile paylaşılmayacaktır. Yıldızlı alanları doldurun. *

*

Scroll To Top
Önceki yazıyı okuyun:
İK’nın Dijital Yolculuğu #2 – “Değişen İK Teknolojileri”

#2 DEĞİŞEN İK TEKNOLOJİLERİ Dijital İK’ya yatırım yapan şirketlerin, geleceğin kazanan şirketleri olarak görebileceğimiz konusunda sanırım çoğumuz hemfikiriz. O nedenle...

Kapat