Anasayfa » Blog » İnsan Kaynağının Bilgi Dolaşımında Blog Kavramı

İnsan Kaynağının Bilgi Dolaşımında Blog Kavramı

ik blog

Severek aldığımız veya hediye gelmiş aksesuarları bir kenara bırakırsak, eskiden en değerli kişisel eşyamız ne yanımızdan ayıramadığımız akıllı telefonumuz, ne de dev ekranlı televizyonumuzdu. Kimse görmesin diye yastık hatta kilit altında sakladığımız özel defterler yangında ilk kurtarılacaklar listesinde önce gelirdi! Teknoloji geliştikçe o defterler elektronik ortamlara taşındı. Paylaşımların cazibesi arttıkça sadece bize ait olması değil, pek çok kişinin yazdıklarımızı sahiplenmesi önem kazandı. Dünün çiçek esanslı günlükleri, bugünün elektronik günlüklerine dönüştü ve blog kavramını doğurdu.

Bugün bir kişiyi veya topluluğu temsil eden bloglar yedi temel ihtiyaca cevap veriyor:

  1. Kendini ifade etme
  2. Bilinirlik / Tanınma
  3. Sosyal ilişkiler geliştirme
  4. İçe bakış / Kendi içine dönme
  5. İlgi alanlarını ve akademik bilgiyi besleme
  6. Belgeleme / Kayıt tutma
  7. Yaratıcı fikir ve faaliyetleri destekleme

Tüm bu kullanım alanlarının merkezinde blogun temel fonksiyonu, dış dünyadaki bilgiyi yorumlayarak bir çıktı elde etmek ve elde edilen bu çıktıyı yeniden dış dünyayla paylaşma olarak özetlenebilir.

İK’da Blog Kullanımı

İK, farklı iletişim olanakları sunan dijital platformları; bilgi vermek, çalışanların tutum ve davranış biçimlerini geliştirmek amacıyla kullanıyor. Buna göre,

  • Bilgi paylaşımının tek yönlü yerine, iki yönlü iletişime imkan sağlayacak biçiminde yapılması mesajların net anlaşılmasında etkin.
  • Bloglar, kurumsal web sitelerinde paylaşılan çalışan görüşlerinin de ötesinde. Yapılan bir çalışma bloglarla ilgili algının kurum web sitelerinde paylaşılan kişiselleştirilmiş mesajlara kıyasla daha güvenilir ve kurumdan bağımsız olduğu yönünde.

Adayların kurumları değerlendirmesinde etkin olan bloglar, kurumların aday değerlendirmelerinde de aynı ölçüde etkili mi? Makedonya’da yapılan bir çalışma, seçme ve yerleştirmede blog kullanımının sınırlı olduğunu gösterdi. Katılımcıların bazıları aday seçiminin özel olduğu koşullarda (örn. üst düzey yönetici seçimi) ve yeterince aday elendiği zaman blogları değerlendirebileceklerini; katı bir işe alım süreci olanlar ise blogların bu sürece hiç etkisi oladığını paylaştılar. Özel alana müdahale, kimliğin doğruluğu / güvenilirlik ve iş yükü gibi konuların gündeme gelmesiyle birlikte blogların işe alımda tercih edilmediği görülüyor.

Seçme ve değerlendirme sürecinde başvurulmamasına karşın, dijital eğitim uygulamalarında bloglara ilgi yüksek. Ancak süreç doğru yönetilemediği zaman bloglar öğrenme sürecini destekleyecek etkileşimi sağlayamıyor.

Hyun Nam Kim (2008) blogların eğitim sisteminde nasıl başarıyla kullanılabileceği konusunda ortaya koyduğu model için etkileşim, açıklık, görselleştirme ve merkezi olmayan iletişim kavramlarını öne çıkarıyor:

  1. Öncelikle kişisel blogların yorumlara izin vermesi gerekli. Bunun geri bildirimi arttırması bekleniyor.
  2. Bloglar diğer online platformlardan bilgi paylaşımına (video, resim, yazı) imkan verecek şekilde tasarlanmalılar.
  3. Bloga RSS sisteminin yerleştirilmesi, eğitimci ve kullanıcıların bu sistemi öğrenmesi, ayrıca renk kodları ve konlarla bilgiyi kullanmayı kolaylaştıracak görsel araçlardan faydanılması gerekiyor.
  4. Sahiplenme duygusu yaşatmak önemli. Ortak kullanılan bir blogun varlığı yorum yapma konusundaki kaygıyı arttırabiliyor, halbuki öğrenme sürecine kişisel blogların entegre edilmesi gönüllü paylaşımları destekliyor.

Öğrenci eğitimi konusunda yol gösteren bu çalışmada vurgulanan noktalardan biri, kişisel blogu olanların ortak kullanılan bir eğitim blogunda bilgi paylaşmaya daha az istekli olduğu yönünde. Dolayısıyla ortak bir blog üzerinden sağlanan iletişim platformunu bilgi dolaşımının önünde engel oluşturabileceği göz ardı edilmemeli.

Sonuç

İnsan Kaynakları süreçlerinde “zengin ve kişiselleştirilmiş veri içeren” bloglar çalışanı tanıma ve özümsenmiş bilgi dolaşımını destekliyor. Ancak bu zengin kaynağın güvenilirliği İK için olduğu kadar, çalışan ve adalar için de kritik. Bu sebeple blogların etkin kullanımında öncelikli strateji veri akışının ve içeriğinin izlenmesine odaklanmak olmalı. Bu izleme, etkileşiminin yönünü, paylaşılan ve amaçlanan mesajların ne kadar örtüştüğünü gösterebildiği sürece bilgi yönetimine kaynak oluşturabilir.

Kaynak: Kaynak Dergisi 52. Sayı Handan Odaman

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

1 Yorum

Yorum yaz

E-mail adresiniz hiç kimse ile paylaşılmayacaktır. Yıldızlı alanları doldurun. *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Scroll To Top
Önceki yazıyı okuyun:
Kadınların Çalışma Hayatında Karşılaştığı Sorunlar

  Ah kadınlar... Ne çok göze batıyoruz değil mi?  Dok. Öğr. Aslı Vural, Öğr. Gör. Burçak Kızıltan, Dok. Öğr. Bahar Barut...

Kapat