Anasayfa » Konuk Yazarlar » Hayal Etmek Mi, Akışına Bırakmak Mı? Bazen Hangisi İyidir Karar Veremiyor İnsan…

Hayal Etmek Mi, Akışına Bırakmak Mı? Bazen Hangisi İyidir Karar Veremiyor İnsan…

      Konuk yazarlarımızı Çağın İnsan Kaynakları’nda ağırlamaya devam ediyoruz. Bu kez Linkedin üzerinden benimle iletişime geçen Banu Kızıltanlı’nın sıkıntıları, yaşadıkları farkında mısınız hiçbirimize uzak değil. Açıkçası Banu’nun yaşadıklarını şu an bende yaşamaktayım. Mesleğime öylesine âşık biriyim ki elimin tersiyle birçok işi geri çevirdim. Sırf bu uğurda iş bile bulmadan İstanbul’a 8 ay önce taşındım, alanımla ilgili hedeflerimi gerçekleştirmek için.  Ve gelir gelmez bir danışmanlık şirketinde Seçme ve Yerleştirme alanında 6 ay çalışma imkanı buldum. İnsan kaynaklarında toplamda 9 aylık tecrübemim olmasından dolayı şu an iş bulamıyorum. Ya benim gibi iş bulmakta sıkıntı yaşıyor meslekdaşlarım ya da öğrenciler/yeni mezunlar staj yapacak yeri bulmakta sıkıntı yaşıyorlar… Banu’nun bu yazısı bizim gibi sıkıntı yaşayan herkes adına kaleme alınmıştır. Dolayısıyla kendisine teşekkür ediyorum.

 Şimdi Sevgili Banu’nun yazısı sizler paylaşıyorum:

                Bir anda karar verip linkedin’den Aydan’a mesaj attığımda hiç bu kadar çabuk döneceğini düşünmemiştim. Hatta belki de geri dönmez diyordum içimden ama yine de denemeye değerdi. Oldukça samimi bir geribildirim yollayan ve “yazını blogumda tabi ki yayınlarım” diyen genç İ.K.cı Aydan’a sonsuz teşekkürler. Çünkü bu yazı benim açımdan her zaman hayalini kurduğum ve aynı zamanda kariyer hedeflerimin içinde yer alan bir heyecanın başlangıcı…

Ben kim miyim?

               İnsan Kaynakları’na yıllardır gönül vermiş fakat tam anlamıyla pastadan bir dilim alamamış beyaz yakalı adayıyım. Aslında bu yazımın bir amacı var; insan kaynakları çalışanlarını biraz geriye döndürmek ve düşündürmek : )

              İnsan Kaynakları’na olan ilgim üniversite ikinci sınıfta İnsan Kaynakları Yönetimi dersiyle başladı. O yaz, çok istememe rağmen otelde insan kaynakları departmanında çalışamadım ama yiyecek içecekte çalıştığım o dönemde, bölüm personeliyle İnsan kaynakları arasındaki köprüyü ben kuruyordum. Personele yardımcı olmak, hayatlarında negatif bir şeyi pozitife çevirebilmek, onlar için organizasyon önerileri getirmek vb. şeyler gerçekten hoşuma gitti. Bu benim için sadece bir başlangıçtı ama inanılmaz yakın görüyordum kendimi i.k.ya…

                Dördüncü sınıfa geldiğimde, lisans bitirme projesi olarak NLP’nin iş hayatındaki kullanımı ve Türkiye’deki otellerden örnekler adlı bir konu seçtim. Çok zevk alarak okuduğum NLP kitaplarıyla hayal ettiğim şey; ileride bir İ.K. departmanında çalışırken NLP eğitimini iş ve özel hayatlarını iyileştirmek için çalışanlara aktarabilmekti. Çünkü NLP kişisel gelişimin temeli ve kişisel gelişim de mutlu çalışanların sayısında artış demekti.

 

               O dönemde bir kariyer koçuyla tanıştım. Bana “hedeflerini ayrıntılı olarak bir kağıda yaz” dedi ve ben de dediğini yaptım, istedim, inandım…!!

                 O defterde yazan ilk yapmam gereken şey, İnsan Kaynakları sertifika programına gitmekti ancak i.k. açığımı böyle kapatabilirdim. İ.K. sertifika programıyla insan kaynaklarının çalışma psikolojisi tarafını ağırlıklı olarak aldım ve üç ay süren program süresince yaptığım projeler sayesinde danışmanlık firmasında staj yapmaya hak kazandım. Evet tam da istediğim buydu. Daha iyi bir başlangıç olamazdı benim için..1 ay süreli anlaştığımız staja daha fazla devam ettim ve orada normal çalışan eleman gibi oldukça bilgi ve birikim topladım. Yetmezdi ama başlangıçtı!!

                İş aramaya devam ettim ancak istediğim işlerle bir türlü aynı yolda karşılaşamadık. Birkaç satış vb. işler yapmaya başladım ama hayır!! mutlu değildim ve mutlu bir çalışan olmak istiyordum.

              Hedef stratejilerimde NLP’nin esneklik kavramını uyguladım. Kendimi geliştirmeye devam etmeliydim öyleyse, pes etmek yoktu. İnsan Kaynakları ve Endüstri İlişkileri üzerine y.lisansa başlamaya karar verdim. Dokuz Eylül Üniversitesi gerçekten bilgi birikimi yüklü, iyi hocaların olduğu bir eğitim yeri, ancak biz işverenlerle hocalar arasında sıkışmış durumdayız! Çünkü başvurduğum ilanlara (stajyerlik ilanları yoksa ben daha nasıl başvurabilirim ki uzman yardımcılığı, asistanlık gibi ilanlara!!) çağrıldığımda okul saatlerim problem oluyor (ikinci öğretim olmama rağmen!!) ve hocalar için de devamsızlık problem oluyor. Bize ise sınırlı tercih hakkı kalıyor: ya y.lisansı yarıda bırakmak ya da işi pardon stajı bırakmak ya da hiç başlayamamak…Kaç tane stajyerlik pozisyonundan sırf bu yüzden geri döndüğümü size anlatamam sadece 1 saat erken çıkmak zorunda kalacağım için…Nasıl olsa benim yerime çalışabilecek bir sürü genç bekliyor sırada ha o, ha ben ne fark eder değil mi?

                 Aydan’a yazmamın nedeni tam olarak buydu. Sıkıntımı paylaşabilmek ve farkındalık sağlamak çünkü benim durumumda olan ve böyle düşünen yüzlerce insan var. Evet sonra ne oluyor? İnsan Kaynakları çalışanları 3-5 yıl deneyim istiyorlar. Biz bu deneyimi elde edebilmek için aylarca ücretsiz olarak staj yapmak zorundayız. Bu arada şöyle anlaşılmasın; lisans ve y.lisans dönemlerince staj yapan biri olarak okul dönemlerindeki stajları kesinlikle yararlı ve gerekli buluyorum ama artık bir iki staj deneyiminden sonrasında hala yetmemesi takıldığım durum. “Long term … intern” tarzı ilanlara karşı birilerinin birşeyler söylemesi gerekiyormuş gibi geliyor. Türkiye’de herkes ücret almadan çalışabilecek kadar şanslı değil ne yazık ki. Hadi diyelim ki bu küreselleşmenin getirdiği köklü bir sorun.. Peki ben de soruyorum: Biz çalışmadan bu deneyimi nasıl edinicez? Buna izin vermiyorsunuz ki. Ben çok kısa süre içerisinde yapılacak işleri öğrenebileceğime inanıyorum çünkü bir şeyi çok istemek ve çok çalışmak yeterli bence.

 

              Öbür taraftan, eğitim sistemine dönüyorum. Yükseklisansın amacı uygulamayı teori ile pekiştirmektir bana kalırsa. İşte bu yüzden dedim ki Aydan’a keşke İstanbul’da yapsaydım y.lisansımı İzmir’de değil. Hem i.k. iş fırsatı benim için daha çok olacaktı hem de büyük ihtimalle böyle bir devamsızlık durumu söz konusu olmayacaktı. Kendimi eleştirdiğim noktalardan biri!

                 En isyan ettiğim durum ise insanların rastgele bir işte çalışmaya başlamasıBen bu kadar emek verirken, bu kadar isterken, birilerinin yardımıyla veya rastgele insan kaynaklarını halkla ilişkilerle karıştıran ve i.k.nın neyi içerdiğini bile bilmeyen bir sürü gencin o sayılı holdinglerin i.k. departmanlarındaki koltuklarında oturmalarını anlayabilmiş değilim!!!!

Büyük bir sorun var ortada aslında:

1)    Gençler üniversiteye girerken oldukça bilinçsizler! Hanginiz ÇEKO, İşletme vb. bölümler seçerken okulu bitirdiğinizde hangi departmanlarda çalışabileceğinizi biliyordunuz?

2)    Çoğu insanın mezun olurken belirli bir hedefi yok! “Ne iş olsa yaparım yeter ki bir iş olsun” yaklaşımı. Çünkü düzen ona itiyor insanları.

3)    Birileri bu dünyada daha şanslı! Genelde bir tanıdık aracılığıyla yürüyor işe alımlar. Bu konuda profesyonel davranan şirketler gerçekten çok az. Gerçekleri konuşmakta yarar var.

4)    Hala umutluyum ve bir stajımda kadın-erkek ayrımcılığı yapan insan kaynakları müdür yardımcımın yüzüme bakarak “erkek işe almak istiyorum, kızlar geliyorlar sonra evleneceğiz diyip gidiyorlar ya da hamile kalıyorlar, aylarca işe gelmiyorlar” demesine rağmen umutluyum!!! Belki ileride insanların hayatında bir tek şey de olsa değiştirebilirim…

İşini ruhuyla yapanlara sevgilerimle : ) Çok şanslısınız!

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

3 Yorum

  1. Öncelikle Aydan hanima tesekkür ederek baslamak istiyorum yaziya.İnsan kaynaklarina gonul vermis olan insanlari (-ki buna bende dahil)sayfasinda yer vermek gercekten cok guzel bir dusunce ve samimi bir dusunce.Banu hanimi bizlerle bulusturdugunuz icin cok tesekkurler.
    Ve Banu hanim,
    Yazinizi yayimladiginiz icin ve samimi bir dille sorunlarinizi anlattiginiz icin tesekkurler.Bende sizin gibi truzim sektöründe farkli bir departmanda calismaya basladim.istegim hep İK alaninda calismakti.Bu yüzden mesai saatlerim dısinda arta kalan zamanlarimda GÖNÜLLÜ olarak İK da calistim.(Bu gönullu calismami yönetime kabul ettirmem 3 ayimi almisti!)…Onun icin yazdiklarinizi inanin cok iyi anlayabiliyorum.

    Yazinizin icinde umutlu olmaniz beni cok sevindirdi cunku biz İNsan kaynaklarina gonul vermis insanlar olarak umutlarimizi hep en yuksekte tutmaliyiz.İK alaninda uzun yillar calismis insanlarda gercekten kendi yasadiklari surecleri tekrar hatirlamali ve bu meslege gonul vermis olmanin ne denli buyuk onemli oldugunu hatirlamali.Bu anlamda bence yaziniz bir farkindalik yarakatacaktir.

    Umarim en kisa zamanda gonlunuzden gecenler olur.Bunun icin yilmadan mucadele edeceginiz bir soluklu bir yolunuz/yolumuz var.cagin ik sayesinde ve linkedin sayesesinde tanismis oldugunuz meslekdaslariniz size gereken manevi destegi verecektir.

    • Banu Kızıltanlı

      Serhat Bey Merhaba,

      Duygu ve düşüncelerinizi aktardığınız için gerçekten çok teşekkür ederim. Umarım hepimiz için herşey çok daha güzel olur. Dediğim gibi amacım farkındalık yaratmaktı çözüm odaklı yaklaşabilrsek ve empati kurabilirsek belki herşey daha iyiye gider diye düşündüm. Size de hayatınızda başarılar diliyorum:) herşey dilediğinizce olsun.

  2. Merhaba Banu Hanım,
    Yazınızı okurken aaa bunu yaşayan böyle düşünen tek ben değilmişim dedim. İnsan Kaynakları aşkı bende Tarih okurken ortaya çıktı ve bölümle alakamı sadece diploma anlamında hoş tuttum. İnsan Kaynakları alanında sertifika programına katılarak sertifikamı aldım, sandım ki, iş bulurum. İlanlarda hep tecrübe aranıyor ve ben nasıl tecrübe sahibi olacağımı bir türlü bulamıyordum. İlaç sektörünün dinamik bir yapıya sahip olduğunu ve İK çalışanlarının sahayı çok bilmediklerini, çalışanlarını çok iyi algılayamadıklarını duydum ve işe mümessillikle başlamaya karar verdim. Bir süreci yönetebilmeniz için o alanı iyi bilmeniz gerekir düşüncesiyle çalışmaya, sıfırdan yükselmeye karar verdim. Yaklaşık 6 yıl mümessillik yaptıktan sonra şirket merkezine İnsan Kaynakları departmanına geçtim. Bu süreç içerisinde eğitimlerime devam ettim, şirketteki tüm yöneticilerime kariyer hedefimden bahsettim( İK müdürümüz de dahil) Tırmaladım tırmaladım. Sizde ümidinizi sakın kırmayın, insanların kırmasına izin vermeyin.

Yorum yaz

E-mail adresiniz hiç kimse ile paylaşılmayacaktır. Yıldızlı alanları doldurun. *

*

Scroll To Top
Önceki yazıyı okuyun:
Kendi İşlerini Robotlara Öğretiyorlar

Robotlar, insanların yaptığı işlerin sorumluluğunu almaya başlamadan önce insanların yapması gereken son bir şey daha var. O da mesleklerini robotlara...

Kapat