Anasayfa » İçimden Geçenler » Doğum ve Ölüm Arasına Sıkışmak

Doğum ve Ölüm Arasına Sıkışmak

Bugün benim için yine sıradan günlerden biriydi. Mülakatlarım, toplantılarım, farklı farklı konularda etkinlik organizasyonlarım gibi bir çok gündemimde konu vardı. Ve hepsi de acil ve önemli konulardı. Bilirsiniz o hem çok acil hem de çok önemli o konular atlanmamalı çünkü atlandığında büyük sıkıntılar çıkabilir.  Ama sadece bir toplantı dışında tüm işlerim kaldı. Ne şirketim battı bir günde ne de başka bir şey! Çünkü bizi o koşturmadan çekip alacak şey maalesef başımıza gelmişti. Dün iş arkadaşımızın babası vefat etmişti ve bugün toprağa verilecekti.

 

Ben 5 yaşında gittiğim cenazeyi hayal meyal hatırlıyorum. Bir de 10 yıl önce çok uzak bir tanıdık vefat etmişti cenazenin toprağa gömülmesine  de bakmamıştım. Etrafımda şimdilik yakınlarımdan vefat eden yoktu ve bu acıyı bilmiyordum. Bugün cenaze namazının kılınmasında, toprağa gömülmesinde uzaktan uzağa gözümden süzülen birkaç damlayla izledim. İlk defa bu kadar yakından tanıklık ettim o an dünya durdu benim için, her şey anlamsızlaştı, sadece baktım ve düşündüm… Sonra dua ettim bol bol, kendimi iş arkadaşımın yerine koydum neler hissettiğini, acısını anlamaya çalıştım. Çok zordu hem de çok!  Dayanma gücü diledim en çok da! 

 

Bunlar olurken de başka bir arkadaşımın bebeğini dünyaya getirdiğini öğrendim ve hastaneye gittim. Minicik Alya’yı gördüm derin bir nefes aldım. Şükürler olsun ki sapasağlam hayata hoş geldin dedim. 

 

İnsan o an ölüm ve doğum arasında sıkıştığını hissediyor. Sanki her doğum başka birinin ölümüne muhtaçmış gibi düşündüm. Her şey anlamsızlaşıyor ama unutmaya meyilliyiz zaman geçince üzerinden bugün hissettiklerimi acaba  anımsayacak mıyım? Anımsamayı, unutmamayı istiyorum. Lütfen sizler de unutmayın. Ne kadar boş şeylere kafa yoruyoruz, üzülüyoruz bir de üzüyoruz ve kırıyoruz. 

 

Bu zihin karışıklığım içerisinde düşündüm. Hayat doğum ve ölüm arasında sıkışmış ve buna sadece kendimiz anlam katacağız. Bırakalım bütün kötü düşünceleri, kaprisleri, bencillikleri, kendimize zarar verecek hırsları, arkadan konuşmaları aslında kötüye, olumsuza dair ne varsa hepsini! Bunlar hep size zarar veriyor, sizi kemiriyor bitiriyor… Milyonlarca insanız birimiz gidiyor birimiz geliyor. Bari  huzur içinde, keyfini çıkara çıkara en önemlisi de iyi birer insan olarak sıkışmış hayatımızda vaktimizi dolduralım. İnsanları sevin sevmeye çalışın, mutlaka iyi tarafları vardır yeter ki görmek iste! Yoksa kendinizden pay biçin o kadar da mükemmel değilsiniz değil mi? 

 

Dolayısıyla iş ve sosyal hayatımızda biraz da pozitif olalım ve acılara, mutluluklara, heyecanlara iyi kötü insana dair ne varsa ortak olalım ve zaman ayıralım. Kenarında kötü ruhla durmayalım. Hatta aldım verdim ben seni yendim oyununa mümkünse bir an önce son verilse keşke…

 

Neyse,

Gidene toprağı bol olsun!

Gelene sağlıklı uzun ömürler olsun!

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Yorum yaz

E-mail adresiniz hiç kimse ile paylaşılmayacaktır. Yıldızlı alanları doldurun. *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Scroll To Top
Önceki yazıyı okuyun:
Kadınların Çalışma Hayatında Karşılaştığı Sorunlar

  Ah kadınlar... Ne çok göze batıyoruz değil mi?  Dok. Öğr. Aslı Vural, Öğr. Gör. Burçak Kızıltan, Dok. Öğr. Bahar Barut...

Kapat