Anasayfa » Stratejik İK Yönetimi » Deloitte 2015 İK Trendleri Araştırması

Deloitte 2015 İK Trendleri Araştırması

Deloitte

Deloitte’un 2015 İK Trendleri araştırması 2015 yılının son çeyreğinde yayımlandı. 106 ülkede 3 bin 300’den fazla iş ve İK liderinin katılımıyla araştırma gerçekleşmiş.

İK Trendleri Araştırması’na katılanların sadece %5’i kurumlarının insan kaynakları yönetiminin ‘mükemmel’ seviyede iş çıkardığı inancında ve sadece %22’si insan kaynakları birimlerinin değişen iş dünyasına ve İK trendlerine ayak uydurabildiğine inanıyor. Günümüzde hızla değişen iş dünyasına uyum sağlamak için insan kaynaklarının daha çevik ve esnek olması, operasyonları iyi bilmesi, teknolojiyi ve veriyi kullanarak veriye dayalı kararlar alan bir fonksiyon haline dönüşmesi ve her seviyede liderlere katma değer sunacak birer ‘danışman’ rolüne bürünmesi gerektiği belirtiliyor.

Yapılan araştırmaya göre 2015 yılının İK Trendleri aşağıdaki gibi:

· Liderlik: Araştırma kapsamında görüşülen İK liderlerinin ve yöneticilerin %86’sı (her 10 kişiden 9’u) liderlik konusunun en önemli ve zorlu gündem maddelerinden olduğunu belirterek lider yetiştirme konusunu en önemli ikinci trend olarak belirliyor. Liderlik konusuna yatırım yapılmasına rağmen ‘yetkinlik açığı’ geçen seneye oranla artıyor (-34’den -36’ya).

· Eğitim ve gelişim: Firmalar yetkinlik eksikliğini iş stratejilerini hayata geçirmeleri önünde en önemli engel olarak görüyor. Eğitim ve gelişim en önemli 3. konu olarak ortaya çıkarken, konunun İK yöneticileri için önemi geçen seneye oranla %21 artmış durumda. Ancak yöneticilerin sadece %28’i öğrenme ve gelişim alanında firmalarını ‘hazır’ ya da ‘çok hazır’ olarak görüyor. Çalışanlar kişiselleştirilmiş ve dijital bir eğitim deneyimi istiyor. Firmalar da eğitim ve gelişim konularında yeni yaklaşımlar (kitlesel açık çevrimiçi ders, dijital, video, bulut tabanlı, vb.) keşfetmeye çalışıyorlar.

· Çalışan bağlılığı: 2015’in en önemli İK konusu olarak ortaya çıkmıştır. Geçen seneye kıyasla iki kat katılımcı konuyu ‘çok önemli’ olarak nitelendiriyor. Kurumlar, bağlılık yaratma ve yetenekleri elde tutma konularında kriz niteliğinde sorunlar yaşadıklarından çalışan bağlılığını artıracak önemli girişimleri artık gündemlerine almış durumdalar. Esneklik, kişisel gelişim ve eğitim, inisiyatif kullanabilmek, dijitalleşme, mobilite, yenilikçilik ve hızın yanı sıra çalışanları yaşam boyu iş arkadaşı olarak görmek ve mentorluk ilişkisi geliştirmek çalışanların kuruma bağlılığını uzun soluklu hale getirmede önem taşıyor.

· Talep üzerine iş gücü: Firmalar iş gücünü çok yönlü ve sofistike bir yaklaşım ile ele alıyor ve  işgücü ihtiyacı konusuna saat ücretli, maaşlı ve müteahhit (sözleşmeli) çalışma şartları gibi her türden farklılık ve ihtiyaçları talebe göre değerlendirecek şekilde yaklaşıyorlar.

· Performans yönetimi: Kurumlar geleneksel derecelendirmeye dayalı performans yönetimi yerine sürekli gelişim ve geri bildirime dayalı yenilikçi performans ölçümü yöntemlerine başvuruyorlar. Firmaların %89’u performans sistemlerini yakın geçmişte değiştirmiş ya da önümüzdeki 18 ayda değiştirmeyi planlıyor. Yöneticilerin de bu yeni performans yönetimi çerçevesinde kendilerini geliştirmeleri, değerlendiren ve puan veren rolünden koç ve mentorlara dönüşmeleri gerekiyor.

· İK analitiği: Katılımcıların %75’i bu alanı ‘önemli’ olarak değerlendirirken sadece %8’i kendilerinin bu alanda güçlü olduğunu belirtiyor. Öncü organizasyonlar işgücü analitiğini kullanarak çalışanları nelerin motive ettiğini, nelerin şirkette daha uzun seneler kalmaya ya da ayrılmaya yönelttiğini, hangi deneyimlerin ve geçmiş tecrübelerin en başarılı liderleri yetiştirdiği vb. bilgileri anlamalarına yardımcı olacak iç görüleri sağlıyor.

· Çalışan verileri her yerde: İş gücü analitiği sadece firma içinde toplanan verilerden beslenmiyor. Çalışan verileri sosyal medyanın yaygınlaşması ile artık her yerde ve bu veriler çalışanlar hakkında çok daha fazla bilgi sağlıyor.

· Çalışma ortamının sadeleştirilmesi: Aşırı bilgi yüklemesinin yanı sıra giderek karmaşık hale gelen organizasyon ve sistemlere karşılık kuruluşlar çalışma ortamı ve uygulamalarını basitleştiriyor.

· İş gücünün hayatını kolaylaştıran teknolojiler: Yeni teknolojilerin iş yerine entegre edilmesi üretkenliği, iş güvenliğini artırıyor ve kurumları iş yapılarını ve çalışanların yetkinliklerini yeniden düşünmeye zorluyor.

Kaynak: www2.deloitte.com/

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Yorum yaz

E-mail adresiniz hiç kimse ile paylaşılmayacaktır. Yıldızlı alanları doldurun. *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Scroll To Top
Önceki yazıyı okuyun:
Kadınların Çalışma Hayatında Karşılaştığı Sorunlar

  Ah kadınlar... Ne çok göze batıyoruz değil mi?  Dok. Öğr. Aslı Vural, Öğr. Gör. Burçak Kızıltan, Dok. Öğr. Bahar Barut...

Kapat