Anasayfa » Konuk Yazarlar » Azmin Dansı

Azmin Dansı

Bugün sizleri PERYÖN Ege Zirvesi’nde konuşmacı olarak ağırladığımız, hastalığına dansla kafa tutan ve azmiyle herkese örnek olabilecek Ezgi ile tanıştırmak istiyorum. 1995 yılında, prematüre bir bebek olarak 1200 gram ağırlığında dünyaya gelen Ezgi’ye doğum esnasında beyninde hasar meydana geldiği anlaşılarak 2 yaşında serebral palsi (SP) teşhisi konulmuş ve ne kadar ötekileştirilmeye çalışsa da azmiyle, savaşçı ruhu ile ben de buradayım diyor. Ve  son 2 yılda 20’den fazla organizasyona katılarak down sendromlu çocuklar, ALS hastaları ve zihinsel engelli çocuklar için zumba yapıyor.  Ezgi’nin hikayesine kulak verelim…


 

Ezgi Sahillioğlu kimdir? Biraz bahseder misin?

Ezgi 23 yaşında Yaşar Üniversitesi uluslar arası ilişkiler 4. sınıf öğrencisi, dans etmeyi ve spor yapmayı seven yazı yazmayı seven bir serebral palsi savaşçısı.

 

Hasta olduğunu ilk ne zaman öğrendin? Tedavi süreci hakkında bize bilgi verir misin?

Serebral Palsi tanısı 2 yaşında parmak ucuna bastığım fark edildiğinde tanısı kondu, fakat prematüre dünyaya gelmem etkili oldu yani doğumda başlayan bir süreç. Daha çok bir hastalık değilde bir durum.

Fizik tedaviye başladım ve 5 yaşında geçirdiğim ilk operasyon başarısız oldu. 2. kez 7 yaşında ameliyat oldum ve platin takıldı, takılan platinim kırıldığı için ameliyat tekrarlandı ve 3 ay fizik tedavi gördüm, iyileştim fakat yaşım küçük olduğu için ve yine parmak ucuna basmayı alışkanlık edindiğim için büyümeye bağlı sağ bacağım deforme oldu ve tekrar fizik tedaviye başladım 14 yaşına kadar devam etti tedavim.

 

Serebral Palsi’yi belki daha önce duymamış okuyucularımız olabilir. Türkiye’de çok bilinen bir hastalık mı bu? Nedir?

Serebral Palsi; doğum öncesinde, doğum sırasında ve doğum sonrası erken dönemdeki, beyin hasarı sonucu ortaya çıkan, ilerleyici olmayan ancak yaşla birlikte değişebilen, hareketi kısıtlayıcı, kalıcı motor fonksiyon kaybı, postür ve hareket bozukluğu olarak tanımlanmaktadır. Serebral Palside, beyinde oluşan hasar ilerleyici değildir. Serebral Palsi bulaşıcı, kalıtsal ve hayatı tehdit eden bir durum değildir.

Motor geriliğine; duyusal, bilişsel, iletişim, algılama, epilepsi, davranış bozuklukları ve ikincil olarak gelişen kas iskelet sistemi sorunları eşlik eder. Serebral Palsili çocukların büyük bir kısmı zamanla daha iyi duruma gelirken, bir kısmı da gelişebilecek ek sorunlar nedeni ile daha kötü bir tablo sergileyebilir. Oluşacak ek sorunları engellemek ve çocukların yaşam kalitelerini artırmak için, mümkün olan en erken yaşta tedaviye başlamak gerekir.Ülkemizde 17 milyon sp’li birey yaşamakta fakat birçok kişi ne olduğunu bilmiyor başına gelene kadar.

 

PERYÖN Ege Zirvesi’de konumacı olarak davet edildiğinde ne hissettin, ne düşündün?

Çok mutlu oldum, çünkü benim hedeflerimden birisi de büyük bir konferansta hayat hikayemi anlatmaktı ve gerçek oldu.Kafamda neler söyeleceğimi düşündüm hep ve çok heyecanlıydım.

 

Konuşman esnasında sahnede neler hissettin? O güne geri dönersek neler söylemek istersin?

Konuşma esnasında çok heyecanlıydım, dizlerim titriyordu ve o gülen yüzleri karşımda görmek ve herkesin can kulağıyla dinlemesi, konuşmamın alkışlarla kesilmesi çok güzeldi. Hedef listemden belki de en çok istediğim şeyi başarıyla gerçekleştirdiğimi düşünüyorum.

 

Nasıl bu kadar güler yüzlü ve pozitif olabiliyorsun? 

Hep bu soranlara neden olmayayım diyorum. Benim her anlamda yanımda olan ailem, kıymetli dostlarım ve harika imkânlarım var. Tek bir ömrüm var ve gülmek benim yaşam anahtarım güler yüzlü insanlara sadece yer var hayatımda. Elimdeki imkânların farkındayım diyelim. Ve yaşamayı seviyorum.

 

 

Zumbaya nasıl başladın? Bu süreci anlatır mısın?

Annemin ısrarıyla spora başladığım salonda zumba ile tanıştım.Önce uyum sağlayamayıp derslere katılmadım sonra eğitmenimin ısrarıyla katıldığım etkinlikte zumba hayatıma girdi ve 2 yıldır aktif olarak zumba yapıyorum.

 

Zumba yaparken hiç hayal kırıklığına uğradığın oldu mu?

Çok fazla uğradım ve hala da uğruyorum. Rekabet çok fazla, insanlarla başa çıkmak zor her alanda olduğu gibi fakat ben rekabetten uzak durmaya kendi yolumda ilerlemeye çalışıyorum. Başarısız ya da değersiz hissedip, yorulduğum ya da kalbimin kırıldığı çok olmuştur.

 

Zuma ile şimdi eskisine göre hayatta daha mı güçlüsün?

Kesinlikle daha cesaretli, daha pozitifim. Kendime inanıyorum, daha aktif, daha azimliyim ve hayallerime daha yakınım, güzel insanlar tanıyorum. Zumba ile yeni bir sayfa açtım ve inanılmaz olgunlaştım, farkındalığım arttı.

 

 

Aynı hastalığı yaşayanlara neler tavsiye edersin?

Umutsuzluğa kapılmasınlar,  hayatta her şeyin çaresi var ve inanmaktan asla vazgeçmesinler.

 

Ne tür tepkiler alıyorsun seninle tanışanlardan?

Çok güzel tepkiler alıyorum, insanlar onlara umut olduğumu, düşüncelerini değiştirdiğimi söylüyorlar, benden sonra zumbaya başlayanlar bile oldu.

 

Peki kariyer planın var mı?

Uluslararası bir şirkette proje koordinatörü olmak ve kendi kitabımı çıkartmak.

 

Hayallerin neler?

Başarılı bir zumba eğitmeni olmak ve sp’li çocuklara mentör olabilmek.

Uluslararası zumba etkinliklerine katılıp, hikâyemi duyurabilmek.

 

Nasıl mesajlar vermek istersin insanlara…

Tek bir ömrünüz var, hayallerinizi yaşayın.

 

Ezgi’ye röportaj teklifimi geri çevirmediği için çok teşekkür ederim. Azmine, hayat enerjisine, pozitifliğine hayran kalmamak elde değil. O güzel kalbinden geçen bütün dileklerinin gerçekleşmesi dileğiyle. 

Keyifli okumalar…

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Yorum yaz

E-mail adresiniz hiç kimse ile paylaşılmayacaktır. Yıldızlı alanları doldurun. *

*

Scroll To Top
Önceki yazıyı okuyun:
İK’nın Dijital Yolculuğu #2 – “Değişen İK Teknolojileri”

#2 DEĞİŞEN İK TEKNOLOJİLERİ Dijital İK’ya yatırım yapan şirketlerin, geleceğin kazanan şirketleri olarak görebileceğimiz konusunda sanırım çoğumuz hemfikiriz. O nedenle...

Kapat